8 Şubat 2015 Pazar

Anestezi İlaç Dozları

Sayın tıpçılar;
Saatlerce uğraşarak hazırladığım doz tablosu.. :) İhtiyacı olanlar faydalansın.
Alfabetiktir ve ilk isim etken madde ismidir. Kalın yazılanlar en bilindik (jenerik) isimleridir.
Risklerine göre renklendirildiler.

İstediğinizden indirebilirsiniz:
Önizleme:
anestezii

7 Şubat 2015 Cumartesi

Tıpta Matematik ve Fizik

  "Ben tıp okuyacağım, matematik ne işime yarar?". Bu soru size de tanıdık geliyor mu? Matematik hayatın ta kendisidir ve eğer bu cümleyi kuranlardansanız malesef tıpta matematiğe maruz kalacaksınız. Matematik olur da kardeşi fizik olmaz mı peki?

   Peki matematik ve fizik tıpın neresinde diye bakacak olursak biyofizik, istatistik, doz hesaplamaları ve favorimiz sıvı replasman tedavisi hesapları.
   Biyofizikte bolca fizik göreceğiz, matematiğin hesaplarına çok girmeyeceğiz çünkü çoğu bizim için hali hazırda hesaplanmış veriler olacak ama fizik formüllerine bağlı kalacağız. Biyofizikte özellikle manyetik çok yer tutar. Görüntüleme yöntemlerinin işleyiş prensipleri lise fizik bilgileri olmadan tam olarak anlaşılamaz.
   İstatistik dersi ise koca bir kabustur çoğu tıpçının gözünde. Bir çok formül, bir çok hesap içerir. Temel olarakta olsa türev ve integral bilgisi ister.
   Ve tıbbın havuz problemleri muamelesi gören kısmı sıvı replasman tedavisi hesapları. Öğrendikten sonra zorlamaz çünkü tek mantığı vardır. Amacınız daima aynıdır. Formüllerini ve miktarları ezberlemeniz gerekir.

   Matematik ve fiziği her alanda göreceksiniz. Çünkü bunlar doğanın temel bilimleridir. Klasik bir doktorun çok fazla yaklaşacağı şeyler olmayacaktır ve tıp okudukça hesap bilgilerinizin köreldiğini göreceksiniz. Fakat bir araştırmacı ve üretici olmak istiyorsanız ister istemez bunlara yaklaşacaksınız. O yüzden matematiği sevmeye bakın.

1 Şubat 2015 Pazar

Tıp Ezber Midir?


   Sıkça sorulan bir soru tıp ezber midir? Cevap kısa ve net ezberdir. Fakat bu ezberin yorum kısmı gerçekten zorlayıcı ve klasik ezberle geç yöntemlerinin uyacağı bir ezberleme değildir.

   Matematikte bir sorunun bir çözümü vardır. Denklemi ezber rakamları oturtur geçersiniz. Sosyal bilimlerde yine aynı şekildedir. A olayının vardığı yer daima aynı yerdir ezberlersiniz biter. Fakat tıpta böyle değildir. Öncelikle hastalığı ve belirtilerini ezberlersiniz. Fakat size hastalık sorulmaz hasta sorulur. Bir hastalığın belirtilerinin hepsini taşımaz hasta. Genellikle bir çok hastalıkta olan ortak olan semptomları taşır ve siz doğruyu bulmak için ayırıcı tanı dediğimiz olaylara gidersiniz. Ama bütün hepsi hastadan hastaya değişir. Hastada var olan bir sorun veya kullandığı bir ilaç bazı semptomları gizleyebilir, testleri yanlış çıkarabilir. Hasta size hastalığı kitaplarda yazdığı gibi tarif etmeyebilir, hastalığın seyri kitaplardakilerden farklı olabilir. Hatta böyle bir durum hiç görülmemiş bile olabilir. Tıpta her alt başlığı eksiksiz ezberlemek ve aralarında doğru ilişkileri kurmak zorundasınızdır. Deneme yanılma yoluna gitmeniz çok kötü sonuçlara sebep olabilir. Matematikle tıbbın farkı matematikte formülden sonuca gidersiniz, tıpta sonuç parçalarından sonucu çıkartır formülü kendiniz oluşturur ve gereklerini yaparsınız.

   Bir de eklemek gerekir ki tıpta yaratılıcılık çok fazla kullanılamaz. Eğer araştırma yapmıyorsanız sadece hasta bakıyorsanız sizden önceki araştırmacıların izlediği aynı yolu izlemelisiniz. Her adımınızın bir kanıtı olmalı. Klinik tecrübenize göre bir hastalığa direkt 2. sıradaki tedaviyi uygulamak isteyebilirsiniz. Fakat bir şeyler yolunda gitmezse suçlusunuzdur. Hatta yolunda gitse de bir davayla karşılaşabilirsiniz. O yüzden tıp çok fazla yeniliği kabul etmez. Onaylanmayan yaklaşımlar uygulanamaz.

   Genel olarak tıbbın yaklaşımı şu şekildedir. Hastadaki bulguları toplarsınız. Bu bulgularının hepsini ya da çoğunu içeren bir kaç hastalığı düşünürsünüz. Sonra bunlar için testler yapar, tanıyı kesinleştirirsiniz. Sonra o tanıya uygun verilecek tedavi önceliklerini belirler hastaya göre düzenler ve uygularsınız.

   Gelelim asıl soruya:Peki tıp fakültesindekilerin hepsinin ezberi güçlü mü? Hayır. Tıp fakültesindeki çoğu öğrencinin ezberi güçlü değildir. Bu kişiler gayet başarılı bir doktor olabilir. Fakat başarılı bir öğrenci olamazlar. Herkes iyi ya da kötü fakülteyi bitirebilir, konuları öğrenebilir. Fakat insanı iyi doktor yapan başka şeylerde vardır. Muayene becerisi, hastayla iyi iletişim, bilgiyi klinikte uygulayabilme becerisi...

   Sanırım bir kaç bölüm House M.D. izlemek bu konu hakkındaki düşüncelerinize biraz ışık tutabilir :) . Ezber ve akıl yürütmenin birlikte gittiği bir daldır tıp. İkisinden birinde eksikliğiniz varsa öğrencilik hayatınız biraz zor geçecek demektir.
   

   

Başarı Hikayesi-Peaceful Warrior


  Dan Millman adlı kişinin hayatından etkilenerek yapılan bir film Peaceful Warrior.

  Dan Millman istediği herşeye sahip olan bir atlettir. Babası zengin,derslerinde başarılı, sporda başarılı, hoş bir fiziğe sahip, sosyal ortamlarda sevilen, istediği zaman istediği kişiyle birlikte olabilen birisidir. Fakat tüm bunlara rağmen sürekli kabuslarla uykusu bölünmekte ve kendisini çaresiz hissetmektedir. Daha sonra kendisine tuhaf davranışları olan bir eğitmen bulur. Bu sırada başına kötü bir olay gelir. Fakat yeni koçu sayesinde hayatı anlamlandırmaya başlamıştır. Daha önce hiç sahip olmadığı deneyimler edinmiştir.

   Büyük bir başarı hikayesini anlatan film son derece sürükleyici ve akıcı bir film olmuş. Başrol oyuncularının usta oyunculukları ise filmi daha gerçekçi kılmış.

   IMDB puanı 7,3 olan filmi motivasyon ihtiyacı olan her sporcu/öğrenci tarafından izlenmeli.

29 Ocak 2015 Perşembe

Son sınıftaki gereksiz dersler ve sınav çalışması

   Çoğu kişi sınavda çıkmayan derslerin gereksiz olduğunu ve bu derslerle vakit kaybedilmemesi gerektiğini düşünür. Kimi dersi hiç dinlemez, kimi dersi kaynatır. Bu düşünce yalnızca size zarar verir. Bu tip dersler sizi aklınızı farklı konularda çalıştırmak ve kültürünüzü arttırmak için konulmuştur.

    En çok şikayet edilen derslerden biri İngilizce. Bu dersi dinlemediniz test çözdünüz ve iyi bir bölüm kazandınız diyelim. Günümüzde çoğu bölüm İngilizce eğitim vermese de sizi bir hazırlık eğitiminden geçirmek ister. 1 yıl boyunca İngilizce çalışmayan biri halihazırda olan bilgilerini de unutarak buraya gelir. Hazırlıkta öğreniriz diyenler genelde hazırlıkta üst üste çakarlar. Bir kısmı okulu bırakır, bir kısmı kurslara kaydolur zar zor toparlar giderler. Hangi bölümde okuduğunuzdan bağımsız olarak İngilizce meslek hayatınızda da illa ki kullanacağınız, hiç yoktan formaliteden bile olsa bilmeniz gereken bir dil. Evet ülkemizde dil eğitimi iyi değil. Fakat yine de olanakları zorlamalısınız. Ne kadar uzun süre İngilizce dinlerseniz o kadar çok kalıcı olaraktır. O yüzden bu dersleri kaynatmak yerine değerlendirmeye bakın. Hatta anlayışlı bir öğretmene sahipseniz sizi daha o son sene de hazırlık sınavlarına yönelik dersler işletmeye çalışın.

   Hadi İngilizce neyse diğer dersler ne olacak dediğinizi duyar gibiyim. Bu dersler zihninizi farklı yerlere yönlendirecek düşünce sisteminizi geliştirecek, beyninizin farklı bölgelerini koordinasyonlu kullanmanızı sağlayacak ya da genel kültür verecek derslerdir. Günlük hayatınızda fizik kimya kullanmayacaksınız belki ama bu dersleri kullanacaksınız. Bir bilgi hiç beklemediğiniz bir yer de karşınıza çıkabilir. Slumdog Millioner filmi biraz abartılmış olsa da yine de size bu dersi vermeyi amaçlayan bir film.

   Okulları sadece matematik. coğrafya olarak görmeyin mümkün olduğunca çok bilgi toplayıp kendinizi geliştirmeye bakın. O derslere herkes zaten çalışıyor. Sizi diğerlerinden farklı kılacak bir adım öne çıkaracak şey bu temel dersler dışında ne kadar bilgiye sahip olduğunuzdur.

27 Ocak 2015 Salı

Sınav taktiği- YGS-LYS farkları

  Bu iki sınav öğrencilerden birbirinden tamamen farklı yetenekler beklemektedir. Sınavlar birbirinden farklı olduğu için çalışma taktikleri de farklı olmalıdır.

  YGS sınavı öğrencilerden derslerin temel konuları hakkındaki bilgilerini göstermelerini ister. Bu sınavda gelen sorular soru bankalarında çözdüğünüz soruların birebir aynısı olmaz. Daha çok bilgileri yorumlama yeteneğiniz önemlidir. Bu bölüme çalışırken mümkün olduğunca farklı çeşitte sorular çözmelisiniz. Bilgileri ezberlememeli çıkış yollarını öğrenmelisiniz. Eski yılların sorularını çözmek sizden ne türde yorumlar yapmanız gerektiğini anlamanızı sağlayacaktır. Sorunu kompleksleştirmek yerine basitleştirmeli ve konu hakkınızdaki bilgilerinize dayanarak fikir yürütmelisiniz. Özellikle en çok zorlanılan dersler matematik ve fendir. Matematik kısmı çoğu sayısal öğrencisini bile hayal kırıklığına uğratmaktadır ki bu da bize formülleri ezberlemenin bir önemi olmadığını gösterir. Bu yüzden soru çözerken farklı soru tiplerinin bulunduğu sizi biraz daha zorlayacak kaynaklara yönelin. Fen bilimleri bölümleri ise tamamen yorumun öne çıktığı bir daldır. Burada derslerinizi dikkatle dinlemeniz sizin en büyük yardımcınız olacaktır.Bir klişe ama fen bilgisi derste öğrenilir. Soru çözerek pekiştirebilirsiniz ama yorum yeteneğiniz dersi takip etmenize göre değişecektir. Bu bölümde daha çok okumak öne çıkıyor. Tavsiyem bolca bilimsel kitap okumanızdan yana olacaktır. Popüler bilim dediğimiz çok sıkmayan bilgi dolu kitapları tavsiye ederim. Türkçe bölümü ise tamamen okuduğunu anlamadan oluşmakta bunun içinse yine kitap okumayı tavsiye edeceğim. Bolca anlatım bozukluğu sorusu çözmeyi de unutmayın.

  LYS sınavına gelecek olursak bu sınav önceki sınavdan farklı olarak sizin bilginize yoğunlaşmaktadır. Sayısal bölümler için formüllere yüklenmeli, sözel bölümler içinse ezber yeteniğinizi kullanmalısınız. Bu bölüm bolca soru çözerek pratik yapmanız gereken bir bölüm. Konu sayısı ve zorluk seviyesi olarak YGS'nin üstünde olan bu bölüm sorulara ayrılan süre olarakta YGS'den üstün. Sanırım burada tek kullanacağımız artı süremizin daha fazla olması olacak. Her konudaki detayları bilmelisiniz. Çünkü küçük detayların sorgulandığı bir sınav.

  Çoğu kişinin bir sınavıyla diğer sınavı arasında büyük bir uçurum vardır. Bunun sebebi iki sınavda da aynı taktikle çalışmaktadır. Sınavların farkını iyi anlamalı ve çalışmanızı buna göre yönlendirmelisiniz.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Tanısal test ve Tarama testi nedir, farkları nelerdir?

   Testlerin ne amaçla yapıldığını bilmek sonuçların bize ne ifade ettiğini anlamamızı sağlayacaktır. 

   Tarama testleri belli bir rahatsızlık veya hastalık riski yüksek kişileri hastalık belirtileri göstermeden,  hatta risk altında olabildiklerini anlamadan önce tanımlamak için kullanılan laboratuvar testleridir. Bu testlerden elde edilen bilgiler hastalara riskleri veya rahatsızlık veya hastalığı geliştirme olasılığı hakkında bilgi vermek için kullanılabilir. Pozitif bir tarama testi ardından sıklıkla tanıyı doğrulayacak bir testin yapılmasını gerektirir. 
    Tanısal test genellikle belli bir hastalığın belirtileri, bulguları ve başka kanıtları olan kişide tanıyı doğrulamak için kullanılır.
    Bu durumda yapılan tarama testleri bizim bir hastalık açısından ne kadar risk taşıdığımızı tanı testi ise o hastalığa sahip olup olmadığımızı anlamamızı sağlar. Tarama testleri tüm topluma uygulanabilen, ucuz, ulaşılması kolay, hata payı yüksek testlerdir. Tanısal testler ise maliyeti daha yüksek, sadece risk altında olduğu düşünülen kişilere uygulanan, hata payı oldukça düşük olan testlerdir. Örneğin eczanelerden alınan hamilelik testleri bir tarama testidir. Fakat bu testin negatif olması testi yapan kişinin hamile olmadığını göstermez. Testin daha sonra tekrarlanması gerekir. Fakat bu testin hamileleri seçme oranı yüksektir. Yani pozitif değerdekiler sıklıkla hamiledir.  
    En çok kafa karıştıran başka bir örnekle açıklamak gerekirse hamilelik döneminde yapılan kombine test bebeğin Down Sendromu olma ihtimalini bize söyler. Fakat bu çocuğun Down Sendromuyla doğacağını garantilemez. Bize belirli bir yüzde de risk belirtir. Daha sonra aile eğer gebeliğin sonlandırılması kararı alacaksa kesin tanı için tanısal teste geçilir. Hamileliğin süresine göre kordon villüs örneklemesi veya amniosentez yapılarak bebeğe ait hücrelerin kalıtsal materyali karyotipleme yöntemi ile incelenerek kesin tanı konulur.